September 26, 2022

Dr. Necmettin Acar, Şi Cinping’in yakındaki Riyad ziyaretinin, ABD ile Çin’in Körfez üstündeki rekabeti açısından ne anlama geldiğini, AA Çözümleme için kaleme aldı.

***

ABD-Çin jeopolitik rekabetinde son aylarda karşılıklı kuvvetli hamleler yapıldığına tanık oluyoruz. Bu hamleler, Joe Biden’ın Körfez ziyareti, Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyareti ve sonrasında Cenup Çin Denizi’nde artan ABD-Çin gerilimi, İran’la yürütülen nükleer müzakerelerin pozitif yönde seyri ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in gelecek günlerde Riyad’a düzenleyeceği ziyaret şeklinde özetlenebilir. Son bir ay içinde ABD ve Çin şeklinde iki küresel gücün liderini ağırlayacak olan Riyad’dan internasyonal medyaya yansıyacak mesajlar büyük bir dikkatle izlenecektir.

Temelde bu ziyareti mühim kılan birkaç husustan bahsedilebilir. İlk olarak, ABD ile Tayvan üstünden yoğun bir rekabete girişen Çin’in, ABD’nin kırmızı çizgisi olan Körfez bölgesinde nüfuz üretebilme kabiliyetine haiz olması, iki ülkenin küresel enerji piyasaları üstünde hegemonya mücadelesi yürütmesi, ziyaretin önemini artıran iki husus. Öte taraftan, ekonomik alanda cereyan eden harp ve doların küresel biriki olma niteliğine yönelik meydan okumalar da eklendiğinde Şi’nin Riyad ziyareti ABD-Çin içinde yoğunlaşan jeopolitik rekabette yeni sahnenin Körfez bölgesi olacağını gösteriyor.

ABD-Çin jeopolitik rekabetinde Körfez sahnesi

ABD, II. Dünya Savaşı sonrası Körfez bölgesini yaşamsal çıkar alanı olarak tanımlanmış ve rakip güçlerin buraya yönelik müdahalelerini caydırmak için bölgedeki müttefiklerini fiili güvenlik garantisiyle desteklemişti. Bölgenin, ABD’nin güvenlik ve dış politikasındaki önceliği, haiz olduğu hidrokarbon kaynakları ve küresel politika açısından taşımış olduğu jeopolitik önemle yakından alakalıdır.

Sadece 2010 sonrası dönemde, ABD’nin dış ve güvenlik politikasında Körfez’in önemi giderek azaldı. Bu zamanda Körfez’in enerji kaynaklarına bağımlılığı azalan ve de yükselen Çin tehdidini sınırlamak isteyen ABD, yönünü Asya-Pasifik bölgesine çevirdi. Bölgede uzun seneler süresince ABD’nin fiili güvenlik garantisi yardımıyla mühim bir rejim güvenliği problemi yaşamayan başta Suudi Arabistan olmak suretiyle Körfez monarşileri, ABD’nin bölge güvenliğine yönelik ilgi ve motivasyonundaki belirgin azalmanın yaşandığı bu zamanda ciddi bir güvensizlik endişesine kapıldılar.

ABD’nin son dönemde artan provokatif eylemleri Çinli karar alıcıları bölgeye yönelik askeri güç projeksiyonuna zorluyor

ABD’nin bölgeden çekilme eğilimleri sergilediği ve müttefiklerini koruma refleksinin zayıfladığı 2010 sonrası dönemde bölgede oluşan güç boşlukları, revizyonist iddiaları olan bölgesel ve küresel aktörlerin buraya yönelik ilgisini artırdı. ABD’nin bölge güvenlik mimarisindeki rolünü azaltmasına ilaveten bilhassa 2008 küresel finans krizi sonrasında Batı ekonomilerinin zayıflamasını bir fırsata çeviren Çin, bölge siyasetinin en mühim aktörü haline gelmeye başladı. Çin’in bölgeye dönük ilgisi; büyüyen ekonomisi sonucu artan enerji tüketimi, “Dönem ve Yol Girişimi” ile bölgenin jeopolitik öneminin artması, ABD ile jeostratejik rekabetinde bölgenin sağlayacağı jeopolitik avantajlar ve bölge ülkeleriyle geliştirilecek yakın ilişkilerin sağlayacağı ideolojik avantajlar şeklinde sebeplerle arttı.

Uzun senelerdir sayılan hedeflerini gerçekleştirmek için oldukça dikkatli ve davranışlarında ölçülü bir dış siyaset takip eden Çin yönetimi bölgeye dönük askeri güç projeksiyonundan bilgili bir halde kaçınırken, bölge ülkeleri ile ilişkilerini ekonomik yarar temelinde geliştirmeye çalıştı. Sadece ABD’nin son dönemde artan provokatif eylemleri Çinli karar alıcıları bölgeye yönelik askeri güç projeksiyonuna zorluyor.

ABD, İngiltere ve Avusturalya içinde nükleer iş birliğini içeren ve temel hedefi Çin’i sınırlamak olan AUKUS paktının 15 Eylül 2021 tarihinde duyuru edilmesinden derhal iki gün sonrasında İran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne tam üye olarak kabul edilmesi Pekin’in, ABD’nin bölgedeki provokatif eylemlerine kayıtsız kalmayacağını göstermesi açısından mühim. Benzer şekilde ABD’li üst düzey siyasetçi Nancy Pelosi’nin, Çin’in tüm itirazlarına karşın Tayvan’ı ziyaret etmesi , Tayvan’ı kırmızı çizgisi olarak kabul eden Pekin yönetimini ABD’ye bir karşılık vermeye zorladı.

Çin’in Körfez’de genişleyen nüfuzu

Çin, uzun senelerdir İran ile enerjiden güvenliğe fazlaca geniş bir zeminde iş birliği imkanları geliştirmekteydi. İlişkilerin derinleşmesinde iki aktörün küresel ve bölgesel meselelerde mühim seviyede örtüşen vizyonları mühim rol oynamıştır. İran’ın Orta Doğu’daki ABD gücüne karşı koymaya destek olabilecek bir erkek oyuncu olması ve enerji transit rotaları üstündeki denetim gücü, bu ülkeyi Çin açısından olmazsa olmaz kılıyor. Sadece son dönemde Çin’in Batı ile düşmanca ilişkiler geliştiren İran’ın haricinde Batı müttefiki İsrail ve Suudi Arabistan şeklinde ülkelerle de fazlaca yakın iş birliği imkanları yakaladığı görülüyor.

Bölgedeki ABD müttefiki rejimleri Çin’e yakınlaştıran temel sebep son yıllarda bu ülkelerin derinleşen güvensizlik algısıdır. Her ne kadar ABD yönetimleri bölgenin kendileri açısından yaşamsal öneminden bahsetmeye devam etseler ve sık sık bölgedeki müttefiklerine sözlü güvenlik garantisi verseler de açık olan bir gerçek var ki bölge artık ABD dış ve güvenlik politikasındaki önceliğini yitirdi. Dolayısıyla bölgedeki erkek oyuncular bölge güvenliğini sağlama kabiliyeti ve motivasyonu olan aktörlerle yakın iş birlikleri geliştirmeyi kendi çıkarları açısından mühim görüyorlar.

İşte Şi Cinping’in Riyad ziyareti tüm bu sebeplerden ve gelişmelerden dolayı ciddi bir halde takip edilecektir.

Çin ve Suudi Arabistan’ın karşılıklı çıkarları

Tüm bunlarla beraber Suudi Arabistan özelinde Pekin’i kıymetli kılan beş temel husustan bahsedilebilir. İlk olarak; Pekin, Suudi rejiminin iç işleyişi ve insan hakları ihlalleri ile ilgili bir mesele yaşamıyor. Benzer şekilde Suudiler de Pekin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik insan hakları ihlallerini görmezden geliyorlar.

İkinci olarak Pekin, İsrail’in güvenliği ve insan hakları ihlalleri şeklinde politik gerekçeleri tabanca satışlarının önünde bir engel olarak görmüyor. Öteki taraftan ve üçüncü olarak ise iki aktörün enerji alanındaki iş birliği her geçen gün derinleşiyor. Çin halihazırda uzun senelerdir Suudi petrolünün en büyük müşterisi konumunda.

Dördüncü olarak Suudiler, ABD’nin en büyük jeopolitik rakibi olan Pekin yönetimi ile yakın iş birliği geliştirerek ABD’yi tekrardan Körfez güvenlik mimarisinin başat aktörü olmaya ikna etmeye çalışıyorlar. Bilhassa Şi’nin, ABD-Suudi ilişkilerinin gerilmiş olduğu 2022 başlarında bizzat Riyad tarafınca çağrı edilmesi bu açıdan mühim.

Son olarak ise Çin’in yatırım iştahı ile ekonomisini petrolden kurtarmak isteyen Suudilerin gerekseme duyduğu büyük yatırım projelerinin örtüşmesi Pekin’i Suudi Arabistan nezdinde kıymetli kılıyor. Bilhassa küresel ekonomik aktivitenin yavaşlamaya başladığı bir dönemde Pekin’den Riyad’a akacak fonlar, Suudilerin devasa yatırım projeleri için büyük katkılar sunacaktır.

Pekin açısından ise Suudi Arabistan, güvenilir bir enerji tedarikçisi, ABD’nin azalan güvenlik garantisi sebebiyle güvensizlik hisseden, artan petrol tutarları sebebiyle bütçesi fazla veren, ekonomisi süratli büyüyen fakat net ithalatçı olan bir ülkedir. Hem de ABD’nin Cenup Çin Denizi’nde genişleyen nüfuzuna karşılık Pekin yönetiminin en etkili cevabı Riyad’la yakınlaşarak Körfez bölgesindeki nüfuzunu genişletmektir.

Geçen ay Biden’ın Riyad’ı ziyaretinden yansıyan soğuk karelerin aksine Şi için Riyad’da oldukça yüksek profilli karşılama haberlerinin internasyonal basında yer alması ABD’nin bölgede aşınan nüfuzu karşısında Çin’in bölgedeki nüfuzunun genişlediğini gösteriyor. Bu iddianın başka bir kanıtı ise Biden’ın ziyaretinde başta petrol arzının artırılması olmak suretiyle ABD açısından hiçbir anlamlı kazanımın elde edilememiş olmasıdır. Dolayısıyla Şi’nin bu hafta gerçekleşmesi beklenen Riyad ziyareti, ziyaret esnasında yapılacak açıklamalar, imzalanacak anlaşmalar ve tarafların ilişkileri derinleştirme mevzusundaki iradelerinin gücü, internasyonal siyasetin en mühim gündem maddesi olacaktır.

[Dr. Necmettin Acar, Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.



Anadolu Ajansı internet sayfasında, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üstünden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan